Çile ve Mevlevilikte Çile.
Çile, farstça kırk rakamının karşılığı çihil kelimesinin muhaffefi olan bu kelime, tasavvufi bir terim olarak kırg gün müddetle küçük, temiz ve sakin bir yerde yeme, içme ve uykuyu azaltarak ibadet ve riyazetle meşgul olma anlamına gelmektedir. Muhtelif tarikatlerde dervişler çilehane veya halvethane adı verilen küçük hücrelerde çileye soyunurlar; bu işleme aynı anlama gelen Arapça erbain adı da verilir. Başlama ve bitirme de erbaine girmek, erbainden çıkmak gibi tabirlerle karşılanır. Mevlevilikte çile, yukarıda belirtildiği gibi olmayıp, bin bir gün müddetle usül ve adaba uygun olarak on sekiz değişik, hizmeti görmektir. Çile müddetinin bin bir gün olması; Hz. Mevlana'nın hayatı boyunca çıkarmış olduğu halvetlerin toplamının bin bir gün etmesi ve bu sayıya hürmeten tarikatin usül ve adabı arasında yer verilmesi veya Cenab-ı Hakk'ın bin bir ismine karşılık olarak bin bir gün zikir ve hizmet etmekle ilişkilendirilir. Bütün bu yapılanlardan maksadın Allah'ın rızasını kazanmak olduğu, rıza kelimesinin ebced hesabıyla değerinin de bin bir rakamı olduğu hatırdan uzak tutulmamalıdır.
Çilesi bin bir gün olduysa rızadır maksadı
Eyler emraz-ı kulubu gel tedavi Mevlevi
Remzi
Çileye başlayan kişi, dünya endişelerinden kurtulmak arzusunu izhar edercesine çileye soyunur. Zira "Matbah-ı şerife soyunmak, çileye ikrar vermek için sathi nazar, cüzi tefekkür kifayet etmez. "Çile çeken kişiye çilekeş; bitirmeden bırakmaya çile kırmak; böyle yapana çileşiken,; peymanşiken denir. Çile kırılırsa baştan başlayarak bin bir günü yeniden hizmetle geçirmek icap eder. Çileye soyunan çilekeşin mekanı yalnız asitanelerde bulunan matbah-ı şerif olup, buraya çilekeş ve tekke zabitlerinden başkaları giremez..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder